|
İnci
kefalı üreme dışındaki tüm yaşamını Van Gölü'nde
sürdüren göçücü bir balık türüdür. Üreme ve
beslenmelerini farklı habitatlarda gerçekleştiren
balıklara diadrom
(göçücü) balıklar
adı verilir. Diadrom balıklardan beslenmesini tatlısularda
yapıp, üremek için denize göç edenlere katadrom
balıklar (yılan balıkları gibi); tuzlu veya acısularda
beslenip üremek için tatlısulara göç edenlere
anadrom balıklar (soman balıkları ve inci kefalı
gibi); beslenme ve üreme için denizler arasında göç
eden türlere ise oşianadrom balıklar adı verilir.
Yani balıkların beslenmesi ve üremesi farklı
yerlerde gerçekleştiğinde farklı olarak
isimlendirilmektedir. İnci kefalı da yukarıda
vurgulandığı gibi, Van Gölü'nün tuzlu-sodalı
sularında beslenip, tatlısularda ürediği için
anadrom bir balık türüdür. İnci kefalı, adında
"kefal" sözü bulunsa da aslında bir
sazangildir. Yani bir tatlısu balığıdır. Ancak
inci kefalının da dahil olduğu Chalcalburnus cinsine
mensup balıklar tuzlu ve acısuya sahip habitatlarda
da yaşayabilmektedir. Örneğin Aral Şemaya olarak
bilinen Aral Gölü'ne ait bir balık olan
Chalcalburnus calcoides sp balığı, Aral Gölü'nde
yaşamakta aynen inci kefalına benzer şekilde
ilkbahar aylarında göl çevresindeki akarsulara göç
etmektedir. Göçün sebebi orijinalde bu balıkların
tatlısu balığı olmasında yatar. İnci kefalı da
yaşamını gölün tuzlu-sodalı sularında geçirmesine
rağmen, bu ortama yumurta bırakamaz. Bu yüzden
ilkbahar aylarında büyük sürüler halinde
akarsulara göç eder. Göçe
hazırlık ve iyon dengelenmesi Biir
kısmı 2. yaşında ergin hale gelse de inci kefalı
Van Gölü'nde ortalama 3. yaşından itibaren üreme
yeteneği kazanır. Üreme yeteneği kazanan balıklar
iklime bağlı olarak değişmekle birlikte genelde
Mart ayı ortalarından itibaren akarsuların göle karıştığı
noktalarda toplanmaya başlarlar. Buralarda toplanmalarının
sebebi, vücut iyon yoğunluklarının tatlısuya göre
ayarlanma zorunluluğundandır. Zira balık gölün
tuzlu-sodalı sularından tatlısuya hemen geçemez. Geçtiği
takdirde iyon yoğunluğu farkından dolayı şoka
girer ve kısa süre sonra ölür. Bu yüzden tuzlu ve
tatlısu arasında göç eden balıklar her iki suyun
karıştığı bölgelerde bir müddet bekleyerek
fizyolojik uyumun gerçekleşmesini sağlarlar. Bu uyum
ihtiyoloji dilinde "osmoregülasyon" olarak
adlandırılmaktadır. Osmoregülasyon deniz ve tatlısu
balıklarında farklıdır. Aşağıdaki şekillerde bu
farklılık açıkça görülmektedir.
|
 |
|
|
Deniz balıklarında osmoregülasyon |
|
Deniz
balıklarının vücut iyon yoğunlukları, yaşadıkları
ortam olan deniz suyunun iyon yoğunluğuna göre azdır.
Yani yaşadıkları ortama göre vücutları az yoğundur.
Çok yoğun ortamdan az yoğun ortama difüzyonla iyon
geçişi gerçekleşirken, ozmosla vücuttan su
kaybolur. Balık vücudundan ozmosla sürekli su
kaybettiği için çok az miktarda idrar çıkarır.
Hem deriden kaybolan hem de idrar çıkararak kaybettiği
suyu kazanmak için deniz suyu içer. Solungaçlardan
aktif ve pasif olarak iyon kaybı devam eder. Eğer
bu deniz balığı, deniz ortamından alıp ani olarak
tatlısuya konulursa balık hemen ölür.
|
 |
|
|
Tatlısu balıklarında osmoregülasyon |
|
Tatlısu
balıklarında ise durum tam tersidir. Balığın vücut
iyon yoğunluğu içinde bulunduğu tatlısu ortamının
iyon yoğunluğundan fazladır. Çok yoğun ortamdan az
yoğun ortama difüzyonla iyon kaçışı olacağından,
balık sürekli olarak difüsyonla iyon kaybeder. Diğer
taraftan balığın vücuduna ozmosla sürekli deriden
su girer. Balık vücudundaki fazla suyu atmak için sürekli
idrar çıkarır. Bir tatlısu balığı, tatlısu
ortamından alınarak aniden tuzlu su ortamına
konulursa, aynen deniz balıklarında olduğu gibi ölür. Tuzlu
su ile tatlısu arasında göç üreme veya beslenme göçü
yapan balıklar, bu yüzden tuzlu su ile tatlısuyun
karıştığı bölgelerde bir müddet bekleyerek bu
iyon dengelenmesini gerçekleştirirler. Aksi takdirde
göç gerçekleşemez. Van
Gölü'nün tuzlu-sodalı sularında yaşayan inci
kefalı, ilkbahar aylarında gerçekleştirdiği üreme
göçü esnasında hem tatlısuya girerken hem de tatlısudan
göle geri dönerken mansaplarda bir süre bekleyerek
iyon dengelemesini yapar. Mansaplarda bekleme süresi
iklim koşullarına bağlı olarak bir haftadan bir aya
kadar sürebilir. Göç
ve yumurtlama İyon
dengelemesi gerçekleşen balıklar, akarsuların su sıcaklığının
13 °C'yi geçmesi ile akarsulara girmeye başlar.
Akarsuya girdikten sonra yumurta bırakacak uygun yer
arar. Yumurtlama göçü, düşmanlardan korunma ve
yumurtalarını daha güvenli ortamlara bırakabilmek için
gün batımı gün doğumu arasında yoğunlaşır.
Ancak göç, gün boyunca sürer. İnci kefalı göç
esnasında yem almaz. Var olan tüm enerjisini üremeyi
gerçekleştirmek için harcar. Akarsuya giren balıklardan
uygun yumurtlama alanı bulanlar hemen geri döner.
Uygun yumurtlama alanı bulamayanlar kaynağa doğru,
akıntıya ters olarak yüzmeye devam ederler. Yumurta
bırakmak için en uygun yerler, akarsuyun yatağının
genişlediği, akıntısı az, tabanı hafif çakıllı,
kumlu yerleri ile bazen de su bitkileri ile kaplı
alanlardır. Uygun yumurtlama yerleri bulunduğunda bir
dişi genelde iki erkek tarafından takibe alınır. Bu
yüzden üreme alanlarında erkekler, dişilerden daha
uzun kalır. Dişi balık kuyruğunu sallayarak ve karın
bölgesini çakıllı, kumlu zemine iyice yaklaştırarak
yumurtalarını bırakır. Erkeklerden bir tanesi de
yumurtalar üzerine spermasını bırakır ve böylece
döllenme gerçekleşmiş olur. Balıklar yumurta bırakmadan
sonra çok güçsüz düşerler. Yumurtlamadan sonra
bazen balıkların bir süre sersemlediği, baygın bir
halde akıntıyla hareket ettiği görülür. Göl
çevresindeki akarsuların üzerinde sulama regülatörleri,
su alma arkları, köprü ayaklarını korumak için
yapılan setler gibi yapılar balığın kaynağa doğru
göçünü engellediği için, inci kefalının doğal
olarak yumurtlamak için gidebileceği en uzun mesafeyi
bilme imkanı yoktur. Akarsular üzerinde en uzun
yumurtlama güzergâhı Bendi Mahi Çayı üzerindedir.
Balık mansaptan 23 km yukarıda kurulu bulunan DSİ
sulama regülatörüne kadar çıkabilmektedir. Bu yüzden
şimdilik inci kefalının yumurtlama göçü için
gidebildiği en uzun mesafeyi 23 km olarak vermek
zorundayız. Eğer bu yapılar balığın göçünü
engellemeyecek şekilde yeniden düzenlenirse, o zaman
inci kefalının doğal olarak gidebileceği maksimum
mesafeyi vermek mümkün olacaktır. Yumurtalarını bırakan
ergin balıklar göle doğru geri dönüşe
geçerler. Balık üreme göçü esnasında yem almadığı
için mümkün olan en kısa süre içinde göle geri dönmek
zorundadır. Bu yüzden bir balığın derede geçirdiği
süre yine çevre koşullarına bağlı olarak 1-7 gün
arasında değişmektedir. Göle dönebilmek
için yine tatlısu ile göl suyunun karıştığı
mansaplarda fizyolojik uyum için çevre koşullarına
bağlı olarak bir süre beklemek durumundadır. Vücut
iyon yoğunluklarını göl suyuna göre ayarlayan
ergin balıklar, göle geçerler ve yaz boyunca gölün
20 m'yi geçmeyen derinliklerinde hızla beslenerek
gelecek yılki üreme göçüne hazırlanmaya başlarlar. Üreme
göçünün başlaması için akarsuların su sıcaklığının
13 °C'yi bulması gerekmektedir. Aynı şekilde
akarsuların su sıcaklığı 23 °C'yi geçtiği zaman
balığın göçü sona ermektedir. Çünkü 23-24 C sıcaklıktaki
akarsularda çözünmük oksijen miktarı azalmakta, çoğu
zaman 4 mg/l gibi kritik değerlere inmektedir. Su sıcaklığı
23 °C'yi geçtiğinde çoğu zaman, dereye yumurtlamak
için girmiş olan balıklar yumurtladığı yerin
uygun olup olmadığına bakmaksızın yumurtasını bırakarak
hemen göle dönüşe geçmektedir. Eğer su debisi
suyun tarımsal sulama amacıyla ani olarak çok azaltılır
ve su sıcaklığı hızlı yükselirse, bu durumda balık
göle dönecek kadar zaman bulamamakta, oksijen
yetersizliğinden dere yataklarında toplu ölümler görülebilmektedir.
Bu ölümlerin dışında, inci kefalında somonlarda görüldüğü
gibi yumurtlama sonrası ölüm görülmez. Sadece yaşlı
balıkların üreme göçü sonuna doğru geldikleri
akarsularda doğal ölümleri görülebilir. 3 yaşında
üreme yeteneği kazanan balıklar maksimum ömürleri
olan 7 yaşlarına kadar üreme göçünü sürdürürler. Yumurta
bırakılan akarsular İnci
kefalı, ilkbahar aylarında suya sahip olan, yaz
aylarında ise susuz kalan küçük derelerde sayıldığı
takdirde göl çevresindeki 101 adet akarsuya girerek
yumurta bırakmaktadır. Doğal olarak debisi yüksek
bir akarsu ile debisi düşük bir akarsuya yumurtlamak
için giren balıkların sayısı, su debisi ile orantılı
olacaktır. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, üreme
döneminde göle gelen tüm tatlısulara inci kefalının
yumurtlamak için girmesidir. Ancak balığın esas üreme
habitatını göl çevresindeki 12 adet büyük akarsu
oluşturmaktadır. Bunlar Van merkez olarak kabul
edilir ve kuzeyden batıya doğru devam edilirse,
Morali Deresi, Karasu Çayı, Bendi Mahi Çayı, Deliçay,
Zilan Çayı, Kumlu Dere, Karmış Çayı, Güzelsu Çayı,
Dereağzı Deresi, Güzelkonak Deresi, Gevaş Deresi ve
Engilsu Çayı olarak sıralanabilir.
| |
 |
|
|
Van Gölü ve çevresindeki önemli akarsular |
Göç
ve uçan balıklar Balık
göç esnasında önüne çıkan doğal ve yapay
engelleri aşmak için çaba sarfetmektedir. Bazen önüne
çıkan küçük engelleri atlayarak rahatça aşabilirken,
bazende 2-3 m yüksekliğindeki regülatörlerin
duvarlarını aşmak için çaresizce çırpınıp
durur. Aslında balıkların göçü, hayvanlar içinde
en zor izlenebilenlerden bir tanesidir. Bu yüzden
somonların göçünü görmek için her yıl binlerce
insan bu göçün çıplak gözle görülebildiği
kuzey ülkelerine akın eder. Ancak günlerce süren çabadan
sonra bir veya birkaç soman şelaleye tırmanırken görülebilir.
Oysa inci kefalı, Mayıs-Haziran aylarında göl çevresindeki
akarsulara öyle yoğun bir göç yapar ve engelleri aşmak
için o kadar büyük çaba sarf eder ki çıplak gözle
yüzlerce inci kefalını bir şelaleciği aşmak için
aynı anda atlarken görmek mümkündür. Derneğimiz
inci kefalının üreme göçünün izlenebileceği gözlem
noktalarını tespit etmiş ve buralarda göç gözlemini
geliştirmek için çalışmalar yapmaktadır.
|
 |
|
| |
Erciş-Deliçay
Balık Bendi Mevkii'nde küçük bir şelaleyi geçmeye
çalışan inci kefallarının çabası |
|
Üreme
göçü ve tehditler İnci
kefalı üreme göçü esnasında bir dizi tehlikeyle
karşı karşıya kalmaktadır. Bu tehlikelerin bazısı
doğal ama çoğunluğu insan kaynaklıdır. Kuraklık
ve yanlış su kullanımı: Ülkemizin yarı kurak
iklim kuşağında yer alması, ormanların azalmış
olması gibi nedenlerden dolayı akarsuların debileri
oldukça düzensizdir. Yaklaşık 7 yıllık periyotlar
halinde yaşadığımız kuraklığa karşı önleyici
tedbirler alınmadığı için akarsulardaki biyolojik
çeşitliliğimiz ciddi oranda bu durumdan olumsuz
etkilenmektedir. Van Gölü çevresinde yoğun tarım
yapılmamasına rağmen, suyun etkin olarak kullanılmaması,
su dağıtımını sağlayan şebekelerin eskiliği
veya bakımsızlığı gibi nedenlere bağlı olarak
inci kefalının üreme döneminde, suyun ekolojik
paylaşımına ilişkin sorunlar yaşanmaktadır. Doğru
sulama teknikleri konusunda neredeyse hiçbir bilgiye
sahip olmayan yöre çiftçileri, "bol su, bol
verim" yanlış düşüncesi ile dere yataklarındaki
tüm suyu tarımsal sulama amacıyla kanallara, arklara
almak istemektedir. Bu durumda akarsulara yumurtlamak için
girmiş olan inci kefalı, bazen göçünü erken
bitirmek, bazen de dere yataklarında oksijen yetmezliğinden
ölüp kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.
2000 yılında yaşanan kuraklık esnasında Mayıs ayı
ortalaması 20 m3/s olan Bendi Mahi Çayı'nda
su debisi 6 m3/s düşmüş, dere yatağındaki
tüm su tarımsal sulama amacıyla 20 Mayıs 2000
tarihinde kanalları alınmış ve bunun sonucunda
yaklaşık 10 ton inci kefalı ile milyonlarca yavru ve
yumurta güneşte kavrulmuştur. Bu
durumun önüne geçmek için ekolojik su paylaşımına
ilişkin bilimsel bir çalışma yapılmış, bu çalışmanın
sonucu uygulamada pratikliği sağlayacak şekilde
yorumlanmıştır. Buna göre üreme döneminde
akarsuyun toplam debisinin 1/3'i dere yatağında bırakılmalıdır.
Van Valiliğinin resmi yazısı ile su paylaşımına
ilişkin net bir temel uygulama zemini oluşmuştur.
Ancak bilinçsiz tarım uygulamaları ve denetim
eksikliğinden cesaret bulanlar zaman zaman su debisini
azaltarak, üreme zamanında inci kefalının zarar görmesine
sebebiyet verebilmektedir. Dere
yataklarından kum çıkarma: Göl
çevresindeki yerleşim yerlerinde inşaatlarda kullanılan
kumlar ya Van Gölü sahillerinden (Gevaş, Tatvan,
Ahlat) veya dere yataklarından çıkarılmaktadır.
Kum çıkarmanın inci kefalına dört türlü zararı
vardır: Birincisi balığın üreme habitatı tahrip
edildiği için yumurta bırakacak uygun yer azalmakta,
ikincisi ise tam üreme zamanında balığın ürediği
alanlarda balık yumurtaları, kumlarla birlikte
kamyonlara yüklenmektedir. Üçüncü olarak dere yatağında
sürekli iş makinalarının çalışması, dere yatağında
bırakılan yumurtaları ezilmesine neden olmaktadır.
Dördüncüsü ise, dere yatağından kum çıkarma işlemi
sonucunda su bulunmakta, suda bulanıklık yapan askıdaki
katılar daha sonra tabana çökelerek, yumurtaların
etrafını sararak oksijen almasına engel olmaktadır.
Bu yüzden üreme zamanında dere yataklarında kum çıkarılması
işlemi, inci kefalının üremesini tehdit eden insan
kaynaklı en önemli etkilerden birisidir. Göl
çevresindeki akarsuların hepsinde olmamakla
birlikte önemli üreme habitatlarında kum çıkarma
işlemi ne yazık ki devam etmektedir. Karasu Çayı
(Van-Merkez), Bendi Mahi Çayı (Muradiye-Balıklı Köyü
mevkii) ve Zilan Çayı (Erciş-Çelebibağ Kasabası)
üzerinde kum ocakları bulunmaktadır. Eğer 101 adet
akarsuyu dikkate alırsak kum çıkarılan akarsuların
toplama oranı %3 civarındadır. Kum
ocaklarının balığın üremesini olumsuz etkilediği
tartışma götürmez bir gerçektir. Bu yüzden üreme
zamanında göl çevresindeki akarsu yataklarından kum
çıkarılması önlenmelidir Akarsuların
üzerine kurulmuş bulunan yapılar: Göl
çevresindeki önemli akarsuların hemen hepsinin üzerinde,
mansaba çok yakın noktalardan başlayan yapılar
bulunmaktadır. Bu yapılar bazen bir regülatör,
bazen bir ark bendi, bazen köprü ayağını korumak için
yapılmış bir şutlardır. Yasal olarak bu yapıların,
yapımı esnasında su ürünlerine geçişine zarar
vermeyecek şekilde yapıldığına ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı'ndan izin alınması
gerekmektedir. İzin, ancak su ürünlerini zarardan
koruyacak tedbirler alındıktan sonra
verilebilmektedir. Ancak denetim olmadığı için, her
kurum veya kişi akarsu yataklarında istediği
tasarrufu kimseye sormadan yapabilmektedir. İnci
kefalı, yumurtlama göçü esnasında bu engelleri aşamamaktadır.
Bu engeller önünde biriken balık, kaçak avcılara açık
hedef olmakta, çoğu yumurtasını bırakma şansı
bile bulamamaktadır. Zilan
Çayı Örene Köprüsü ve Karasu Çayı Ablengez Köprüsü
ayaklarında bulunan şutlar, Doğa Gözcüleri Derneği'nin
Karayolları Bölge Müdürlüğü'ne müracaatı
sonucunda balığın geçişine engel olmayacak şekilde
düzeltilmiştir. Ancak diğer akarsular üzerindeki
yapılarla ilgili şimdilik bir gelişme yoktur. Kirlilik:
Göl
çevresindeki akarsularda oluşan kirlilik balığın
üremesini olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü
kirliliğin arttığı akarsulara balık üremek için
girememektedir. Göl çevresindeki akarsulardan yerleşim
yerlerinin içinden geçen ve debisi küçük olanlar
kirlilik tehdidi altındadır. Bu derelerden kirlilik düzeyi
en yüksek olanlar Akköprü Deresi-Van Merkez, Kurubaş
Deresi-Van Merkez, Morali Deresi-Van Organize Sanayi Bölgesi,
Erciş-Tekevler Deresi, Adilcevaz Deresi-Adilcevaz
Merkez, Harabeşehir Deresi-Ahlat Harabeşehir, Dereağzı
Deresi-Gevaş Uysal Kasabası ve Gevaş Deresi-Gevaş
Merkez olarak sıralanabilir. Kaçak
avcılık: İnci kefalının üremesine zarar veren
en önemlid tehdit, üreme göçü esnasında yapılan
kaçak avcılıktır. Kaçak avcılık ya balık
fizyolojik uyum için mansaplarda beklerken ya da üremek
için akarsulara girdiği zaman yapılmaktadır. 1996 yılı
verilerine göre toplam 15 bin ton avcılığın yaklaşık
12 bin tonu kaçak avlanmaktaydı. Koruma çalışmaları
sonucunda bu kaçak avcılık, 2005 yılı verilerine göre
4 bin tona kadar gerilemiştir. Kaçak
avcılıkla ilgili geniş bilgi Avcılık
başlığı altında geniş bir şekilde ele alınmıştır. |