|
İNCİ
KEFALI AV YASAĞI İLE İLGİLİ
SIKÇA
SORULAN SORULAR
Soru:
Asırlardır
inci kefalı üreme zamanında avlanmıştır. Bu kadar yıldır
balık bir zarar görmedi de, son 15-20 yılda mı zarar gördü?
Bence üreme dönemi avcılığının balık populasyonuna
bir zararı yok!
İnci kefalının Van Gölü’nde değil, sadece akarsu ağızlarında
yaşayan bir balık olduğu yanlış bilgisine ve üreme
zamanında hiçbir av aracı kullanılmadan balığın rahatça
toplanabilmesi yanlış alışkanlığına dayanarak geçmişte
inci kefalı hep üreme döneminde avlanılmıştır.
İlk nüfus sayımının yapıldığı 1927 yılında Van’ın tüm
ilçeleri ile birlikte toplam nüfusu sadece 75 000 di. Nüfusun
az, av araçlarının sınırlı olduğu bu dönemlerdeki
yanlış avcılık yöntemleri, balık populasyonu üstünde
aşırı avcılığa sebep olmamaktaydı. Ne var ki günümüzde
nüfusun artışı ve av araç-gereçlerinde meydana gelen
teknolojik değişim sonucunda üreme döneminde yapılan
balıkçılığın aşırı avcılığa neden olduğu
bilimsel olarak ortaya konulmuştur.
Ancak üreme zamanındaki kaçak avcılıktan rant sağlayan bazı
kişiler ile balıkçılık yönetimi biliminden haberdar
olmayan kimi insanlar, üreme dönemi avcılığını meşru
kılacak bir takım açıklamalarda bulunmaktadırlar. Bu
kesimlerin üstünde durduğu konular, soru ve cevaplarla
Derneğimiz tarafından açıklığa kavuşturulacaktır.
Soru: Eskiden
üreme zamanında yapılan avcılık, yasaklarla engellendi.
Kış aylarında sınırlı miktarda avcılık yapıldığına
göre, şu anda balık yetersiz avlanıyor ve büyük bir
ekonomik kayıp meydana geliyor. Üreme dönemi yasağı
kaldırılsa veya süresi kısaltılsa iyi olmaz mı?
Cevap: İnci kefalı, 1996 yılı rakamları ile
toplam 15 bin ton civarında avlanıyordu. Bu avcılığın
12 bin tonu üreme döneminde, 3 bin tonu kış aylarında
yapılıyordu. Bu gün ise inci kefalı 9-10 bin ton civarında
avlanıyor. Bu avcılığın 5 bin tonu üreme zamanında kaçak
olarak, geriye kalan 4-5 bin tonu da kış aylarında
avlanmaktadır. Yani üreme döneminde yapılan yanlış avcılık
%60 oranında önlendiği halde, halen 5 bin ton kaçak avcılık
yapılmaktadır. Bu durumda yetersiz avcılıktan bahsetmek
şöyle dursun, üreme dönemindeki bu kaçak avcılığın
tamamen ortadan kaldırılmasına çalışılmalıdır. Diğer
taraftan üreme dönemi balıkçılığının kontrol altına
alınamadığı yıllarda inci kefalından sağlanan gelir
ile, kaçak avcılığın belli ölçüde önlendiği günümüzde
sağlanan gelir arasında inanılmaz farklar vardır. Örneğin
1996 yılında balıktan sağlanan gelir 3.5 milyon ABD
doları iken, günümüzde bu gelir 7.5 milyon ABD dolarıdır.
Yani kaçak avcılığın kontrol altına alınması ile
birlikte gelir azalması değil, %100’den fazla bir gelir
artışı olmuştur.
Soru: Balığın
korunması ile birlikte boyunun arttığı söyleniyor. Oysa
balıklarda büyüme sınırsızdır, ölünceye kadar devam
eder. Yani balığın boyunun artması ile kaçak avcılığın
önlenmesi arasında bir ilişki yoktur. Eğer böyle
yasaklar devam ederse göldeki balıklar kendiliğinden ölmeye
başlamaz mı?
Cevap: Balıklarda büyüme ilk yaşlarda hızlı,
ilerleyen yaşlarda daha yavaş olmak üzere ölünceye
kadar devam eder. Ancak balığın yaşadığı ortamdaki
besin bolluğu, balıklarda büyümenin daha çok ya da daha
az olması şeklinde görülebilir. Aşırı avlanan
stoklarda ortamda yeterince besin olmasına rağmen balıklar
büyüyecek kadar zaman bulamadan, daha genç yaşlarda
avlandıkları için ortalama balık boyunda zaman içinde küçülme
görülmeye başlar. Bu yüzden avlanan balık stoklarında
boy küçülmesi, tüm dünya bilim adamlarınca aşarı avcılığın
göstergesi olarak değerlendirilir. Aşırı avcılığın
önlenmesi ile birlikte balıklar büyüyecek kadar zamana
sahip olacaklarından boylarında artış görülür. İşte
inci kefalı stoku üstünde gördüğümüz boy artışının
nedeni budur. Yani aşırı avcılığın büyük ölçüde
önlenmiş olduğunun en açık göstergesidir.
Eğer balık stoku hiç avlanmıyor veya yeterince avlanamıyorsa
bu durumda balıklar çoğalmaya devam eder ve ortamın
besleme kapasitesine yaklaşırsa, her bir balığa düşecek
besin miktarı azaldığı için yine balık boyunda küçülme,
yumurta sayısında azalma görülecektir. Yani eğer sanıldığı
gibi inci kefalı yetersiz avlanıyorsa, diğer bir ifade
ile üreme dönemindeki avcılığın önlenmesi inci kefalı
populasyonunu olumsuz etkiliyorsa, balığın boyunda büyüme
değil küçülme olması gerekir. Oysa avlanarak karaya çıkarılan
inci kefallarının boyundaki artış her yıl biraz daha
artarak devam etmektedir.
Soru: İnci kefalı populasyonunu üreme dönemi
avcılığı değil, daha çok derelerden kum çıkarma işlemi
tehdit etmektedir. Derelerden kum alımı önlenmediği sürece
yürütülen tüm çabalar boşa gitmez mi?
Cevap:
Van Gölü çevresinde debiler çok değişken 101 adet
akarsu göle boşalmaktadır (DSİ, 1998). İnci kefalı,
101 adet akarsuyun niteliğine ve debisine göre yumurtlamak
amacıyla girmektedir. Bu akarsulardan 12 adedi büyük
akarsu niteliğinde olup, inci kefalınının üremesi açısından
çok önemli habitatlardır. Göl çevresindeki yerleşim
yerlerinde inşaatlarda kullanılan kumlar ya Van Gölü
sahillerinden (Gevaş, Tatvan, Ahlat) veya dere yataklarından
çıkarılmaktadır. Kum çıkarmanın inci kefalına iki türlü
zararı vardır: Birincisi balığın üreme habitatı
tahrip edildiği için yumurta bırakacak uygun yer
azalmakta, ikincisi ise tam üreme zamanında balığın ürediği
alanlarda balık yumurtaları, kumlarla birlikte kamyonlara
yüklenmektedir. Kum ocaklarının balığın üremesini
olumsuz etkilediği tartışma götürmez bir gerçektir.
Ancak bu olumsuz etki, asla üreme döneminde yapılan kaçak
avcılıkla kıyaslanamaz. Zira üreme zamanında yumurtasını
bırakmadan avlanan her balığın karnında 10 000 adet
yumurta bulunmaktadır. Avlanan her balıkla birlikte bu
yumurtalar da avlanmış olmaktadır. Diğer taraftan bu 101
adet akarsudan sadece Karasu Çayı (Van-Merkez), Bendi Mahi
Çayı (Muradiye-Balıklı Köyü mevkii) ve Zilan Çayı (Erciş-Çelebibağ Kasabası) üzerinde
kum ocakları bulunmaktadır. Eğer 101 adet akarsuyu
dikkate alırsak kum çıkarılan akarsuların toplama oranı
%3 civarındadır. Eğer 12 büyük akarsuyu dikkate alırsak
bu durumda oran %25 civarındadır. Oysa bu 101 akarsuyun en
az %90’nında üreme göçü vardır ve eğer önlem alınmazsa
bu noktaların hepsinde kaçak avcılık balığa zarar
vermektedir. Bu yüzden derelerden kum çıkarma işleminin
inci kefalına verdiği zarar, hiçbir şekilde üreme dönemi
yapılan kaçak avcılıkla kıyaslanamaz.
Soru:
Bu
akarsuların kirletilmesi balığın üremesini etkilemiyor
mu? Bahsi geçen akarsulardan kaç tanesi balığın üremesini
engelleyecek kadar kirli?
Cevap:
Göl çevresindeki akarsularda oluşan kirlilik balığın
üremesini olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü kirliliğin
arttığı akarsulara balık üremek için girememektedir. Göl
çevresindeki akarsulardan yerleşim yerlerinin içinden geçen
ve debisi küçük olanlar kirlilik tehdidi altındadır. Bu
derelerden kirlilik düzeyi en yüksek olanlar Akköprü
Deresi-Van Merkez, Kurubaş Deresi-Van Merkez, Morali
Deresi-Van Organize Sanayi Bölgesi, Erciş-Tekevler Deresi,
Adilcevaz Deresi-Adilcevaz Merkez, Harabeşehir Deresi-Ahlat
Harabeşehir, Dereağzı Deresi-Gevaş Uysal Kasabası ve
Gevaş Deresi-Gevaş Merkez olarak sıralanabilir. Yani 101
adet akarsuyun sadece 7 adedi yüksek derecede kirlidir. Balık
bu derelere ya çok az girer veya hiç girmez. Bu yüzden
kirlilik hem Van Gölü’nü hem de akarsularımızı
tehdit etmekle birlikte balığın üreme göçünü sadece
%7 civarında etkilemektedir. Bu akarsularımıza bırakılan
atıkların arıtılarak verilmesi veya atık bırakılmasının
tamamen önlenmesi durumunda, bu akarsularımızda tekrar
inci kefalının üremesi için uygun hale gelecektir.
Soru:
Kum
alımını engellemek için Karasu Çayı’nda bir
restorasyon çalışması başlatıldı. Bu çalışma ile
derenin iki tarafına taştan duvarlar yapılıyor. Kum alınmasın
derken, balığın habitatı tamamen duvarlar arasına alınıyor.
Bu uygulama sizce doğru mu?
Cevap: Bu uygulamanın
doğru olup olmadığını anlamak için şu anda
restorasyon çalışması başlamış olan Ablengez Köprüsü’nden
2 km
yukarıya doğru çıkıp, dere yatağına bakmak
yeterlidir. Biraz yukarı çıkılıp bakılırsa, iş
makinelerinin, kum kamyonlarının dere içinde çalıştığı
görülmektedir. Hatta çoğu yerde dere yatağı tamamen
kaybolmuş durumdadır. Kumcuların isteğine göre suyun akışı
her gün değişmektedir. Diğer taraftan kış biter bitmez
çalışmaya başlayan kum ocakları yüzünden dere yaz
boyunca bulanık akmaktadır.
Bu durumda balık üremek için bu suya
girememektedir. Kazara girip yumurta bırakabilenlerin
yumurtası ise suyun içindeki siltle kaplanmakta ve
yumurtalar kısa süre içinde ölmektedir. Bu yüzden
Karasu Çayı’ndaki restorasyon çalışması bu günkü
koşullar dikkate alındığında yerinde ve balığın üremesi
için faydalı bir çalışmadır. Bu çalışmayla öncelikle
iş makineleri dere yatağının dışına çıkarılacak,
daha sonra dere yatağındaki her gün yapılan habitat
tahribi önlenmiş olacaktır.
Soru: Son
yıllarda inci kefalının üreme göçü esnasında bazı
derelerde toplu ölümler görülüyor. Balık, balıkçıya
avlatılmadığı için o kadar çoğaldı ki artık ne göle
ne de derelere sığmıyor ve kendiliğinden ölüyor. Bu ölümleri
nasıl açıklıyorsunuz?
Cevap: İnci kefalı, göl çevresinde büyüklü
küçüklü olarak sayıldığında 170’den fazla akarsuya
girerek yumurtlamaktadır. Büyük akarsular dikkate alınırsa
12 adet büyük akarsu, balığın esas üreme habitatını
oluşturmaktadır. Bu akarsulardan sadece Bendi Mahi Çayı’nda
zaman zaman ölümler görülmektedir. Eğer sanıldığı
gibi balığın çoğalması sonucu ölümler meydana
gelseydi, göl etrafındaki tüm akarsularda bu ölümleri görmek
gerekirdi. Oysa Bendi Mahi Çayı ve 2006 yılında Deliçay’ın
dışında şimdiye kadar her hangi bir ölüme rastlanmamıştır.
Diğer taraftan 2005 yılındaki üreme döneminde bu
akarsuda balık ölümlerine rastlanmamıştır.
Bu durum bir kere sanılanın dışında bir gerçeğin
varlığını göstermektedir.
Soru: Bendi Mahi Çayı’ndaki gerçek
nedir?
Cevap: Bendi Mahi Çayı’nda meydana gelen ölümler
sanıldığı gibi sadece son birkaç yılda değil, hava koşullarına
bağlı olarak bilim adamlarınca 13 yıldır izlenmektedir.
Dere kenarındaki köylerde oturan yaşlı insanlar da hava koşullarına
bağlı olarak yıllara göre değişmekle birlikte her yıl
az yada çok balık ölümlerinin geçmişten beri görüldüğünü
bildirmektedirler. Bu balık ölümlerinin 3 temel sebebi
vardır:
1.
Bendi Mahi Çayı üreme döneminde tarımsal
sulamada da yararlanılan bir akarsudur. Suyun büyük bir bölümü
tarımsal sulama amacıyla kesildiği için suyun debisi
azalmaktadır. Oysa bu akarsu aynı zamanda inci kefalının
da en önemli üreme habitatıdır. Debisi azalan suyun,
havalar sıcak gittiği dönemlerde oksijeni azalmakta ve
balık başına düşen oksijen miktarı çok düştüğü için
ölümler görülmektedir.
2.
Balıklar üreme göçü esnasında yem
almamaktadır. Yani akarsuya girdiği andan itibaren
beslenmeden bir an önce yumurtlamak ve göle dönmek
istemektedir. Bu durum zaten üreme stresi de taşıyan balığı
aşırı derecede yormaktadır. Bilindiği üzere Magnezyum
yorgunluğa karşı en önemli elementtir. Oysa Bendi Mahi
Çayı diğer tüm sulardan daha az Magnezyum içermektedir.
Dolayısı ile yorgunluğa ve magnezyum yetersizliğine bağlı
ölümlerin sadece Bendi Mahi Çayı’nda görülmesinin
nedenlerinden birisi budur.
3.
Bendi Mahi Çayı üzerinde çok sayıda kaçak
bentler vardır. Bu bentlerin bazıları doğal engellerden
bazıları da yapay olarak sonradan oluşturulmuş
engellerden oluşmuştur. 2002 yılında görülen balık ölümlerine
ilişkin yapılan bir incelemede, bu bentlerin suyun
oksijenini %50 oranında azalttığı görülmüştür.
Yorulan balık kaçak olarak yapılmış bu bentlerde
dinlenmek için toplanmakta, ancak hava sıcaklığının da
yüksek olması yüzünden kısa sürede ortamda yeterli
oksijen kalmadığı için ölümler başlamaktadır. Sonuç
olarak bu akarsuda meydana gelen balık ölümlerinin üzerinde
de yine kaçak avcılığın etkileri görülmektedir.
Soru:
Bize
üreme dönemi balıkçılığını bırakmamız ve üreme dönemi
dışında gölde, fanyalı ağlarla avcılık yapmamız öneriliyor.
Üreme zamanı dışında gölde tuzakla avlanan balıklar ağda
boğularak ölüyor. Bizim inancımıza göre bu balıklar
yenmez.
Cevap:
Üreme zamanı dışında gölde yapılan avcılıkla
avlanan balıklar da aynen üreme dönemindeki gibi ağda
yakalanarak ölmektedir. İslam dininde suda yaşayan her türlü
hayvanın su içinde kullanılan ağlarla avlanarak yenmesi
helaldir. Ancak karada yaşayan av hayvanları, suya düşerek
boğulursa onların eti yenmez. Balıklar zaten suda yaşadıkları
için her türlü av aracı ile suda avlanabilir. Suyun içine
bırakılan ağlara takılarak ölen balıkların yenmesinde
dini açıdan hiçbir sakınca yoktur. Eğer bu şekilde
avlanan balıkların etinin yenmesi haram olursa, insanların
hiçbir balığı yememesi lazım. Kış aylarında bölgemizde
de sevilerek yenen hamsi balığı nasıl avlanıyor? Hamsi
de diğer balıklar gibi ağlarla avlanıyor ve bizim soframıza
kadar geliyor.
Dünyada hiçbir canlı üreme dönemi esnasında avlanmaz.
Bu yüzden inci kefalının
üreme döneminde yapılan kaçak avcılığı, hiçbir şekilde
hoş görülmemeli ve yasal olmayan balıkçılığı meşrulaştırma
çabalarından vazgeçilmelidir. İnci kefalının balıkçılık
yönetiminde, akıllara gelen sorular değil bilimin esas
olduğu unutmamalıdır. 15 Nisan'da başlamış olan av
yasağının etkin bir şekilde 30 Haziran'a kadar
uygulanması, hem balığın korunmasına hem de bölge
ekonomisinin sürdürülebilir artışına hizmet edecektir.
|