|
İnci
kefalının Türkiye'de dağılımı: İnci kefalının
Van Gölü'ne ne zaman ve nasıl girdiği hakkında
fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Genel ve Türkiye
Zoocoğrafyası "Hayvan Coğrafyası" isimli
kitapta (Demirsoy, 1996), bu günkü Van Gölü'nün
yerinde Muş ovasını da içine alan büyük bir tatlısu
gölünün bulunduğu, bu gün Muş il sınırlarından
geçen Murat nehrinin bu göle bağlandı, dolayısıyla
Batı Asya ile Avrupa formlarının bu iç göl aracılığı
ile buraya kadar ulaşmış olabileceği ifade
edilmektedir. Bu bildirimlerden inci kefalının Avrupa
ve Batı Asya kökenli olabileceğini, Nemrut Volkanı'nın
Muş ovası çıkışını kapatması ile oluşan ve çevresindeki
volkanik karakterli karasal yapılardan etkilenerek acısu
ekosistemi haline geldiğini anlıyoruz. Aslında bir
tatlısu formu olan Chalcalburnus cinsi balıkların acı
ve tuzlu sulara zamanla alışabildiklerini biliyoruz.
Tahminen Van Gölü oluşmadan önceki iç gölde
bulunan Chalcalburnus sp, zamanla gölün sodalı-tuzlu
sularında yaşamaya alışmış, zaman içinde diğer
türlerden farklılaşarak Chalcalburnus tarichi olarak
adlandırılmıştır. Bu anlatımdan da anlaşılacağı
üzere, inci kefalı Van Gölü havzasına endemik bir
türdür. Van Gölü kapalı havzası dışına çıkabilme
olanağı yoktur. Bu yüzden inci kefalı Türkiye'de
Van Gölü havzası dışında dağılım göstermemektedir.
Ancak Chalcalburnus cinsine ait bir kaç tür ülkemizin
hemen hemen tüm içsularında dağılım göstermektedir. İnci
kefalının Van Gölü havzasında dağılımı: İnci
kefalı esas olarak Van Gölü'nde yaşamaktadır. Yani
esas yaşam habitatı Van Gölü'dür. Balık
akarsulara sadece üremek için girer. Üreme dönemi dışında
hayatı tamamen gölde geçer. Ancak inci kefalı,
sadece gölde yaşayan formdan ibaret değildir. Göle
sularını boşaltan derelerin hemen hepsinde göle hiç
göç etmeyen, yaşamının tamamını akarsularda geçiren
ikinci bir form vardır. Bu form, gölde yaşayan inci
kefallarına göre daha küçük yapılıdır. Gölde
yaşayan formla karşılaştırıldığında, daha küçük
boyda ve ağırlıkta ergin hale geldikleri görülmektedir.
Bu yüzden inci kefalı populasyonunun üreme, büyüme
ve populasyon yapısına ilişkin özellikleri
incelenirken, örneklemenin nerede yapıldığı çok büyük
önem arzetmektedir. Aksi takdirde akarsularda yapılan
örneklemelerin sonucunda elde edilen veriler, göldeki
populasyona uygulanacak olursa, yanlış yönetim
uygulamaları ortaya çıkabilir. Van Gölü'nün doğusunda
bulunan, suları Van Gölü gibi tuzlu, sodalı olan ve
yüz ölçümü 114 km2'yi bulan Erçek Gölü'ne
1985 yılında Van Tarım İl Müdürlüğü tarafından
inci kefalı yurtlandırılmıştır. Erçek Gölü,
Van Gölü'ne göre daha sıcak, tuzluluğu ve pH'sı
daha düşük bir göl olduğu için birim hacimde
zooplankton ve fitoplankton varlığı daha fazladır.
Bu yüzden buradaki inci kefalları Van Gölü'ndekilere
göre daha büyüktür. Erçek Gölü'ndeki balıkların
daha büyük cesametli olmasının başka bir nedeni de
henüz populasyon ortamın taşıma kapasitesine ulaşmamıştır.
Bu yüzden birey başına düşen besin miktarı fazladır.
Van Gölü'nün batısında Bitlis-Ahlat sınırları içindeki
Nazik Gölü'nde de dağılım gösteren balığın
buraya, sularını Van Gölü'ne boşaltan Karmış Çayı'na
daha sonradan yapılan bağlantı sonucu girdiği
tahmin edilmektedir. Göl
havzasında daha sonradan yapılan barajların hemen
hepsinde de inci kefalı bulunmaktadır. Ancak hem
Nazik Gölü hem de baraj göllerinde kalan balıkların
göldeki populasyondan farklılaştığı düşünülmektedir. İnci
kefalının Van Gölü'ndeki dağılımı: İnci
kefalının Van Gölü'ndeki dağılımı, mevsimlere,
besin dağılımına, ayın durumuna göre değişim göstermektedir.
Gölde yılda iki defa yüzeydeki su ile dipteki su yer
değiştirmektedir. Bilindiği gibi su +4 C'de en yoğun
ve ağır haldedir. Kış aylarında göllerin yüzey
suları nadiren +4 C civarında olur. Genellikle daha düşük
sıcaklıklar izlenir. İlkbaharda havaların ısınması
ile birlikte göl suyunun sıcaklığı da artar. Yüzey
su sıcaklığı +4 C'ye ulaştığı zaman yüzeydeki
ağır sular dibe iner ve dipteki daha soğuk ancak
daha hafif sular yüzeye çıkar. Bu esnada dipte çökme
ile birikmiş olan besin maddeleri de biyolojik sürece
karışabileceği, ışıklı yüzey tabakaya taşınmış
olur. İlkbahar karışımı sonucunda göl suyunda
derinliğe bağlı sıcaklık tabakalaşması oluşur.
Yüzeyde 15-20 m civarında epilimniyon, hemen onun altında
sıcaklığı 10 C civarında başlayıp 5 C civarında
biten ve kalınlığı değişken tekmoklin (geçiş
tabakası) ve en altta da sıcaklığı çok az değişken
genellikle 4-5 C civarında olan derinsu tabakası yer
alır. Sonbaharda havaların soğuması ile birlikte yüzey
suları da soğuyarak +4 C'ye ulaştığında yine yüzeydeki
ağır sular ile dipteki hafif sular yer değiştirir
ve böylece yaz aylarında oluşmuş olan sıcaklık
tabakalaşması da kırılmış olur. Yani yaz aylarında
göl suyu derinliğe ve sıcaklığa bağlı olarak
tabakalaşma gösterirken, kış aylarında tabakalaşma
görülmez. |
|
İnci
kefalının ergin ve genç bireyleri de gölde farklı
alanlarda dağılım göstermektedir. Tabloda yer alan
değerler daha çok ergin balıklar için geçerlidir.
Genç inci kefalları, ergin bireylere yakın ancak
onlardan ayrı olarak dağılım gösterirler. Yaz
aylarında 50 cm derinliğindeki kıyılara kadar yaklaşan
gençler, kış aylarında erginlere benzer olarak
havalar soğudukça daha derine giderler.
İnci
kefalının Van Gölü'ndeki dağılımı günün farklı
saatlerinde de değişmektedir. Balık gündüz
saatlerinde daha çok yüzeye yakın dağılım gösterirken,
gece saatlerinde dibe yakın dağılmaktadır. |