mail  
Kimliğimiz |Projeler |Yayınlar |Doğuş Öyküsü |Gönüllü İnci Grubu |İletişim |Ana Sayfa
     
 
                         

  İNCİ KEFALININ BALIKÇILIK YÖNETİMİ

          VE KORUMA ÇALIŞMALARI

İnci kefalı iki farklı sezonda iki farklı avcılık yöntemi ile avlanmaktadır. Balık Nisan-Temmuz ayları arasında üremek amacıyla akarsulara göç etmektedir. Ancak Van Gölü’nün sodalı-tuzlu sularından tatlı su özelliğindeki akarsulara hemen giriş yapamamaktadır. Biyolojisi gereği osmotik ayarlamanın gerçekleşmesi için akarsuların göle döküldüğü “mansap” kısımlarında bir süre beklemektedir. Bu bekleme esnasında mansaplarda büyük sürüler oluşturmaktadır. Birinci avcılık şekli, üreme göçü için mansapta bekleyen balıkların manyat, ığrıp gibi kıyı sürütme ağları ile avlanması şeklinde gerçekleşmektedir. Bu dönemde ayrıca akarsular üzerine kurulan basit tuzaklarla da avcılık yapılmaktadır. 1996 yılında toplam avcılığın %90’ı bu avcılık metoduyla gerçekleşirken, 2003 yılında halen %60’ı üreme sezonunda yapılmaktadır. Bu avcılık metodu geleneksel olup, eski çağlardan beri yöre halkı balığı hep bu dönemde avlamıştır (Sarı 1997b, Sarı 2001).

İkinci avcılık şekli ise balığın esas yaşam habitatı olan Van Gölü’nde Eylül-Nisan ayları arasında yapılan “kış balıkçılığı” dır. Bu dönemde balıkçılar 8-16 m boyundaki tekneler kullanarak, göz genişlikleri 20-22 mm olan fanyalı uzatma ağlarla avcılık yapmaktadırlar. Eylül ayında 15-20 m derinliklerde başlayan avcılık, havaların soğuması ile birlikte 50-60 m derinliklere kadar inmekte ancak ilk baharda havaların tekrar ısınmasına paralel olarak 20-30 m derinliklerde gerçekleştirilmektedir. Bu avcılık şekli 1970 sonrası gelişmiş olup gittikçe yaygınlaşmaktadır. Ancak halen toplam avcılığın sadece %40’u kış aylarında yapılmaktadır (Sarı 1997b, Sarı 2001).

İnci kefalı, 1960’lı yıllarda yeterli av araç ve gerecinin bulunmaması, balık yeme kültürünün tam oluşmaması gibi nedenlerle az miktarda avlanmaktaydı. O yıllarda üremek için gidecek yer bulamayan balık tarlaların su arklarına kadar girmekte ve bahar döneminde günlerce akarsu kenarları ölü balıklarla dolmaktaydı (Sarı, 1997b). Az miktarda gerçekleştirilen avcılık sadece üreme döneminde yapılmaktaydı. Gölde dağılım gösteren stokun çok cüzi bir kısmını oluşturan avcılık herhangi bir düzenlemeyi zorunlu kılmıyordu. Ancak 1950’li yıllardan sonra üreme dönemi balıkçılığının  ticari bir kimlik kazanması ve 1970’li yıllardan itibaren kış balıkçılığının da devreye girmesiyle inci kefalı üstündeki balıkçılık baskısı artmış ve 1970’li yıllardan sonra bazı yönetim tedbirlerinin alınması zorunlu olmuştur. Avcılık bölümünde gösterildiği gibi, 1960’lı yıllarda inci kefalının içsu balıkları üretimi içindeki payı %9 civarında iken bu gün %36’lara çıkmış durumdadır. 

İnci kefalı balıkçılığı ile ilgili ilk düzenleme, balığın üreme göçü esnasında süresi kısa da olsa bir “kapalı sezon” uygulamasıdır. Üreme döneminde avcılığın yasak olduğu (kapalı sezon) tarihler ve buna bağlı olarak yasak gün sayısı politik ve sosyal şartlara göre her yıl değişmiş ancak 1980’li yıllarda nispeten kararlı bir şekle girerek 15 Mayıs - 1 Temmuz tarihleri arasında uygulanmaya başlanmıştır. Sonraki yıllarda kaçak avcılığın denetlenmesinde ihmaller gözlenirken, bazı sebeplere bağlı olarak Van Gölü’nde uygulanan yasak sezonun tarihleri de bölgelere göre gelişigüzel ayarlanmış ve yönetim tedbiri olarak düşünülen kapalı sezon uygulaması yasal olarak olmasa da fiilen kaldırılmıştır. 1996 yılına kadar uygulanan kapalı sezon uygulamasının tarihleri; Van (merkez), Gevaş, Edremit ve Muradiye ilçeleri sınırı içinde kalan akarsular ve mansaplarında 15 Mayıs-1 Temmuz tarihleri arasında iken Erciş ilçesi ve Bitlis ili sınırları içinde kalan akarsular ve mansaplarında 25 Mayıs-1 Temmuz tarihlerine göre düzenlenmiştir (TKB, 1993).Yukarda bahsi edilen kapalı sezon uygulamasıyla birlikte 1980’li yıllarda  hem üreme dönemi balıkçılığı hem de kış balıkçılığı için göz genişliği sınırlaması getirilmiştir.  Bu karar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan  sirkülerde yer almamış olmakla birlikte yerel idareler tarafından bir kaç yıl bilfiil uygulanmıştır. Buna göre kış balıkçılığında kullanılan fanyalı uzatma ağların (yerel karardaki adıyla “Molozman Ağ” ) ve üreme dönemi balıkçılığında kullanılan kıyı sürütme ağlarının torba göz genişliklerinin 16 mm’den daha küçük olmaması gerekmektedir (Anonim 1984, Van Tarım İl Müdürlüğü Kararı).

Ancak kapalı sezon uygulamasında olduğu gibi göz genişliği sınırlamasında da bilimsel bir veriye dayanmaksızın, balıkçıların görüş ve talebleri doğrultusunda bir sınırlama olduğu için etkili olunamamıştır (Sarı, 1997b). Bunun dışında akarsu mansapları tam üreme döneminde Milli Emlak tarafından kiraya verilerek, üreme dönemi balıkçılığı bir anlamda teşvik edilmekteydi. Bu uygulama ne yazık ki son yıllara kadar sürdürülmüştür.

Bu uygulamaların bir sonucu olarak 1967 yılında sadece 600 ton avlanan inci kefalı, onar yıllık peryotlarla bakıldığında 1977 yılında yaklaşık 4000 ton (artış yaklaşık 7 kat), 1987 yılında 10.000 ton (artış 2,5 kat), 1997 yılında 21.000 ton (artış 2 kat) ve 2000 yılında 15.654 ton avcılık ile içsu balıkları üretimi içinde birinci sıraya yerleşmiştir (Bknz Avcılık ). İçsu balıkları üretimi içindeki oranı, avcılığın yeni başlağıdı yıllarda %5-9 arasında değişirken, son yıllarda bu oran %40’lara yaklaşmıştır. İnci kefalı avcılığında gözlenen artış trendi son yıllarda aşırı avcığa bağlı olarak azalma trendine girmiştir. Sarı (2001), inci kefalı avcılığının “tam kontrolsüz balıkçılığının gelişme teorisine” uyduğunu belirterek önlem alınması gerektiğini belirtmiştir.

Sürdürülebilir Balıkçılığa Geçiş Süreci

İnci kefalı için sürdürülebilir balıkçılığa geçişin anlamı, temelde üreme döneminde yapılan avcılığın önlenerek, balığın üreme dönemi dışında avlanmasını sağlamaktan ibarettir. Zira balığı tehdit eden esas uygulama budur. Sarı (1997b) tarafından geliştirilen yeni yönetim modeli de temelde bu yaklaşımı benimsemiştir. Eğer üreme dönemi balıkçılığı önlenebilirse hem balıkçılıktan elde edilen gelir artacak, hem daha az iş gücü ve girdi kullanılacak hem de balık korunmuş olacaktır. Bu amaca yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmalar üç aşamada değerlendirilecektir (Tablo1).

Tablo 1. Sürdürülebilir inci kefalı balıkçılığına geçiş aşamaları

Aşama

Yıl

Açıklama

1. Aşama: Mevcut durum tespiti

1993-1996

Stok tahmini, toplam ve birim av veriminin izlenmesi, sürdürülebilir balıkçılık için yıllık av miktarının hesaplanması, balıkçılıktan sağlanan gelirin izlenmesi, geleneksel balıkçılık yönetimi uygulamalarının izlenmesi, mevcut yönetim şeklinin aşırı avcılığa sebep olup olmadığının belirlenmesi, alternatif balıkçılık yönetim planının hazırlanması, değişim için ilk önerilerin yapılması, balıkçılarla sağlam diyaloglar oluşturma

2. Aşama: Yeni yaklaşımların geliştirilmesi ve denenmesi

1996-1999

Değişiklik önerilerinin yasallaştırılması çabaları, uygulamanın izlenmesi, balıkçılar ve satıcılar arasındaki geleneksel ilişkinin çözümlenmesi, balıkçı-satıcı işbirliğine dayalı kota sisteminin geliştirilmesi, yeni alternatifin uygulanması için mevzuat değişikliği çabaları, ulusal STK’larla tanışma, konunun yerellikten ulusallığa taşınması çabaları, balıkçılarla diyaloğun geliştirilmesi, üreme dönemi balıkçılığını istemeyen balıkçıların desteklenmesi, üreme dönemi balıkçılığı yapan köylerde ilk eğitim çalışmaları

3. Aşama: Yeni yaklaşımların uygulanması

1999-2004-

Ulusal STK ile işbirliği, güvenlik güçlerine konunun anlatılması, yerel yöneticilerle işbirliği, medya desteği sağlanması için çabalar, sirküler değişikliği için çalışmalar, üreme zamanında akarsularda ekolojik su paylaşımının sağlanması, çiftçi ve sulama birlikleri ile işbirliği, uluslar arası proje geliştirme ve fon arayışları, birim ve toplam av verimi değerlerinin izlenmesi, ekonomik verilerin izlenmesi, satıcıların örgütlenmesi, balığın işlenerek değerlendirilmesi yönünde çabalar, yerel STK oluşturma, yerel STK olarak proje geliştirme ve fon arayışları, yerel yönetimler ile işbirliğinin geliştirilmesi

 

  1. Aşama- Mevcut Durum Tespiti: İnci kefalı Türkiye içsu balıkları üretimi içinde %36’lık bir paya sahip olmasına rağmen, ne yazık ki üzerinde yeterince çalışılmamış bir balıktır. Bunun bir sonucu olarak balığın genel biyolojisi, stok miktarı ve avcılığı ile ilgili çalışma yok denecek kadar azdı. Yukarda vurgulandığı gibi bu çalışmalar oldukça sınırlı sayıda örnekle ve sınırlı zamanda gerçekleştirilmiş çalışmalardı. Bu yüzden öncelikle balığın üreme, büyüme, stoka katılım gibi özelliklerinin ortaya çıkarılması gerekmekteydi. 1993-1996 yılları arasında yürütülen çalışmalarla inci kefalının üreme, büyümü, stoka katılım parametreleri ile stok miktarı hesaplandı ve balıkçılık yönetim esasları belirlendi (Sarı,1997b). Aynı araştırıcı avcılığa ilişkin olarak yapılan hesaplamalarda yararlanma oranının ortalama 0.684 olduğunu belirterek, mevcut avcılığın inci kefalı populasyonunu aşırı sömürdüğü ve buna bağlı olarak balık boylarında küçülme, birim ve toplam av verimlerinde düşmelerin gözlendiğini bildirmiştir. Aşırı avcılığın önlenebilmesi için kullanılacak ağ göz açıklıklarının minimum 20 mm olması gerektiği, her teknede 5000 m’den daha fazla ağ bulundurulmaması, üreme döneminde uygulanacak kapalı sezonun tarihlerinin balığın üreme göçüne göre yeniden ayarlanması, balıkçılığın tek elden yönetimi için bir birim oluşturulması gibi önerilerin çekirdeğinde yer aldığı bir dizi öneri geliştirilmiştir. Bu dönemde inci kefalı avcılığında uygulanan tek sınırlama tarihi balıkçının isteğine göre ayarlanmış, denetimi yapılmayan bir kapalı sezon uygulaması ile kullanılacak manyat ağlarının göz açıklığının “16-18 mm” den daha küçük olamayacağına ilişkin neye göre belirlendiği meçhul bir göz açıklığı sınırlaması mevcuttu. Kapalı sezon uygulaması gölde iki farklı tarih de başlıyor, ancak aynı tarihte son buluyordu. Bu uygulamada Van (merkez), Gevaş, Edremit ve Muradiye ilçeleri sınırı içinde kalan akarsular ve mansaplarında 15 Mayıs-1 Temmuz tarihleri arasında avcılık yasak iken Erciş ilçesi ve Bitlis ili sınırları içinde kalan akarsular ve mansaplarında 25 Mayıs-1 Temmuz tarihleri arasında avcılık yasaklanıyordu (TKB, 1993). Oysa Murdayi ilçe sınırları içinde kalan Bendi Mahi Çayı ile Erciş ilçe sınırları içinde kalan Deliçay (Haydarbey Çayı) arasında sadece 17 km bir uzaklık vardı.

Öncelikle bu önerilerin hayata geçirilmesi için balıkçılık yönetiminden sorumlu yerel ve merkezi yönetim birimleri bilgilendirilerek, gerekli mevzuat değişimini yapmaları talep edildi. Ancak yıllardır hiçbir değişiklik talebi gelmeyen bir bölgeden, o günkü şartlarda “radikal” sayılabilecek bu değişiklik istekleri hemen yankı bulmadı. Yerel ve ulusal balıkçılık yönetim birimleri ile yapılan uzun ve tartışmalı görüşmelerden sonra öncelikle gölde uygulanan kapalı sezonun tarihleri birleştirildi. 1996 yılından itibaren üniversitenin önerisi doğrultusunda kapalı sezon bütün gölde 10 Mayıs-1 Temmuz tarihleri arasında uygulanmaya başlandı. Böylece hem tarihler birleştirilmiş, hem de 5 gün bile olsa öne doğru çekilmiştir. Diğer taraftan konu medyaya taşınarak, yanlış avcılığın tehlikeleri anlatıldı. Bu amaca yönelik olarak “İnci kefalı avcığı ve tehlikeler” konulu amatör bir belgesel hazırlanarak yerel TV’lerde gösterildi. Tüm balıkçı köyleri tek tek dolaşılarak üreme dönemi balıkçılığının yanlışlığı anlatılmaya çalışıldı.

 Bu değişim öncelikle üreme dönemi avcılığını “vazgeçilmez hakları” gören köylüler tarafından tepkiyle karşılandı. Daha önce kurulan diyaloglar, onları ikna etmeye yetmedi. Üreme dönemi balıkçılığını önlemeye dönük tüm değişimlerden ne yazık ki HİÇ BİR SONUÇ ALINAMADI. Üreme dönemi balıkçılığı tüm hızı ile sürdü, denetimler yapılmadı. Balıkçılığı denetlemekle görevli yerel kamu kurumu, sorunun kendisi dışında güvenlik güçleri ile çözülmesini önerdi. Güvenlik güçleri bu konunun onların esas işleri olmadığını vurguladı.

  1. Aşama- Yeni Yaklaşımların Geliştirilmesi ve Denenmesi: Birinci aşamada gelinen nokta (başarısızlık) değerlendirildiğinde, aslında “devlet merkezli” balıkçılık yönetimi anlayışının en azından o günkü koşullarda Van Gölü uygulanabilir olmadığını göstermiş oldu. Bu yüzden merkezinde “devlet” olmayan yeni uygulamalara ihtiyaç vardı. 1996 yılından itibaren bu yönde çalışmalar yoğunlaştırıldı. Öncelikle daha önceki dönemden itibaren izlenen avcılık miktarı-fiyat arasındaki ilişki ortaya konularak, üreme zamanında yapılan yoğun avcılık yüzünden balıkçının eline geçen paranın her yıl biraz daha azaldığı vurgulandı. Bu noktada hassas hale getirilen balıkçılar kendiliklerinden çözüm arayışına yöneldiler. Satıcılarla bu balıkçılar bir araya getirilerek, kendilerinin denetleyeceği bir kota sistemi üzerinde anlaşmaları sağlandı. Temeli kota sistemine dayanan bu uygulamanın en önemli tarafı, devletin bir türlü yapamadığı denetimde yeni bir yaklaşımla hem arz-talep dengesini yeni bir baskı unsuru olarak kullanmak, hem de gönüllü denetçileri devreye sokarak yanlış avcılığın önlenmesini sağlamaktı. Balıkçılarla satıcılar bu konuda Mustafa Sarı nezaretinde anlaştılar ve bir sayfalık bir mutabakat metnini karşılıklı olarak imzaladılar. Müeyyide olarak, her bir balıkçı ve satıcı o günkü şartlarda 1 milyar TL tutarında birer senet imzalayarak Mustafa Sarı’ya verdiler. Bu anlaşmaya göre kapalı sezon uygulaması 10 Mayıs yerine 1 Haziran’da başlayacak, balıkçılar her gün 3 tondan fazla balık avlamayacak, satıcılar da belli bir fiyatın altında satın almayacaktı. Bu yönetim şekli 2 yıl uygulanacak, 2 yıl içinde üreme dönemi balıkçıları sermaye biriktirmiş olacaklar ve 2 yıl sonra üreme dönemi balıkçılığının ortadan kaldırılmasına hep birlikte destek olacaklardı. Devlet kurumları bu uygulamada sadece sirkülerde gerekli değişikliği yapacak, başka hiçbir işe karışmayacaktı (Sarı, 1998). Ancak yerel balıkçılık yönetimi birimleri, “hiçbir denetim yapmadıkları” halde bu uygulamanın “balık katliamına” neden olacağı gerekçesi ile uygulanmasına karşı çıktı. Bir yıla yakın bir süre üzerinde çalışılan, güçlükle oluşturulan güven üzerine bina edilen bu yeni yaklaşım böylece sonuçsuz kaldı. Ancak bu çalışmalar esnasında bir çok ulusal STK konudan haberdar oldu. İnci kefalının yanlış avcılığı defalarca medyada yer aldı. Ulusal STK konuya bundan sonrada ilgilerinin devam edeceğini hem ilgili bakanlıklara, hem de balıkçılara deklare ettiler. Bu güç birliği, bir taraftan balıkçının gözünde “uğraşılması zor” birliktelik olarak görülürken, bir taraftan da inci kefalının yerellikten çıkıp ulusal bir boyut kazanmasına neden oldu. Diğer taraftan  1999-2000 yıllarında uygulanan 33/1 Numaralı Su Ürünleri Sirküleri’nde bu tarih aynı kalmakla birlikte ağ gözü genişliği ve ağ sayısına sınırlama getiren hüküm yer aldı. Buna göre ağ gözü genişliklerinin 20 mm’den daha küçük olamayacağı, bir teknede 5000 m’den daha fazla ağ bulunamayacağı sirkülerde hükme bağlanmış oldu (TKB, 1999).  Tüm bunlarla birlikte bu dönemde balıkçılarla olan diyalog biraz daha gelişti. Üreme dönemi balıkçılığını yanlış bulan balıkçılar bir araya getirildi. Üreme dönemi balıkçılığı yapılan köylerde, yanlış avcılığın zararlarına ilişkin bir eğitim çalışması başlatıldı. Üreme dönemi balıkçılarının kış balıkçılığına özendirilmesi çalışmaları, kış aylarında balıkçılık yapan balıkçılar tarafından iyi karşılanmadı. Zira tecrübeye bağlı olarak bildikleri birkaç avlak sahasına yeni balıkçıların gelecek olması, av verimleri zaten düşmüş olan balıkçıları tedirgin etti. Van Gölü’nde yeni balıkçılık alanları belirlemek üzere Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde bir “Uzaktan Algılama Merkezi” kuruldu. Bu merkezde her gün düzenli olarak alınan uydu görüntülerinden yeni balıkçılık alanları belirlenmeye başlandı.

  1. Aşama-Yeni Yaklaşımların Uygulaması: Birinci ve ikinci aşamalarda yapılan çalışmalar, gözle görülür bir ilerleme sağlanamadıysa da aslında sorunun nasıl çözümlenebileceği yönünde bize ışık tutmuş oldu. Birinci aşamada “devlet merkezli”, ikinci aşamada sadece “balıkçı” merkezli çözümler sonuç vermediğine göre, üçüncü aşamada merkezinde “sivil toplum kurulaşları”nın yer aldığı ancak “kamu kurumları” ve “balıkçılar” tarafından desteklenen bir çözüme doğru gidilmesi planlandı. İnci kefalının yanlış avcılığını ulusal sivil toplum kuruluşlarının gündemine taşıyan Asaf ve Şahika Ertan’ın da katıldıkları yeni bir uygulama başlatıldı. Bu uygulamada öncelikle balıkçı köyleri düzenli aralıklarla dolaşılarak sürekli yanlış avcılığın zararları anlatıldı. Göl çevresindeki yerel yönetimler ve güvenlik birimleri yine düzenli aralıklarla dolaşılarak inci kefalının ekolojik, ekonomik, sosyal ve geleneksel kültür açısından önemi anlatıldı. Balıkçı, yerel yöneticiler, güvenlik birimleri ve tüketiciler için afişler, broşürler hazırlanarak dağıtıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Çevre Bakanlığı gibi balıkçılık yönetiminden sorumlu merkez teşkilatlara, konunun doğru olarak algılanması için bilgi akışı sağlandı. Bunun sonucunda kırsalda jandarma, merkezde emniyet birimleri denetimleri artırdı. Bu denetimler sonucunda 20 yılda bir tek balıkçı hakkında bile yasaya muhalefetten işlem yapılmazken, bir günde 20 balıkçıya işlem yapılır oldu. Van şehir merkezinde kapalı sezonda Valiliğin karşısında 15 kamyon balık satılırken, mahalle aralarındaki küçük tezgahlar da bile inci kefalı görmek zorlaştı. Ancak sıkışan üreme dönemi balıkçıları, tam balıklar yumurtlamak için akarsulara göç ederken Bendi Mahi Çayı’nda tarımsal sulama amacıyla deredeki tüm suyun kanallara verilmesi için DSİ yetkililerini ikna ettiler. Tüm çabalara rağmen üreme sezonu sonuna kadar dere yatağına su bırakılmadı. Bu uygulamanın sonucunda Bendi Mahi Çayı dere yatağında yaklaşık 1000 ton balık susuzluktan öldü. Böylece balıkçılar da dere yataklarından kamyonlar dolusu balığı toplamış oldular. 2001 yılından itibaren hem konunun yargıya intikal etmesi, hem de çiftçi birlikleri ve sulama birliği ile kurulan diyaloglar sonucu dere yatağında yeterli su bırakılmaya başlandı. Çiftçilerin doğru sulama tekniklerini öğrenmesi ve yanlış sulama yapmaması için Muradiye bölgesinde “sulama eğitimi projesi” başlatıldı. Bu amaçla 2 afiş 4 farklı broşür bastırılarak eğitim çalışmaları yürütüldü. Buna paralel olarak üreme dönemi balıkçılarının kış balıkçılığına yönlendirilmesi için Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (UNDP-GEF/SGP) desteğinde yeni bir proje başlatıldı. Proje kapsamında balıkçı köylerine yönelik iki farklı eğitim seti hazırlanarak, tüm köylerde uygulandı. İnci kefalı balıkçılığı yönetimi ile ilişkili tüm taraflar 2002 yılı içinde bir araya getirilerek “Sürdürülebilir Balıkçılık Çalıştayı” yapıldı. Çalıştay sonunda tüm tarafların mutabakata vardığı konuları içeren bir sonuç bildirgesi imzalandı. Böylece ilk defa taraflar tartışmalı da olsa aynı metnin altına imza koymuş oldular. Bu mutabakat aslında sürdürülebilir inci kefalı balıkçılığı için dönüm noktası oldu. Zira bu aşamadan sonra herkes kendi kurumsal gücü nispetinde balıkçılığı sahiplenmeye başladı. Bu mutabakat metninde de katkıları bulunan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, 2001-2002 yıllarında uygulanacak sirkülerde kapalı sezon uygulamasının tarihlerini üniversite ve STK’ların ortak önerisi olan 15 Nisan-30 Haziran olarak kabul etti. Koruma ve Kontrol Genel Müdürülüğü, yürütülen bilimsel çalışmalara destek olarak 2002-2004 ve 2004-2006 yıllarında da inci kefalının korunmasına yönelik olarak uygulanacak av yasağı tarihlerini yine 15 Nisan-30 Haziran olarak  sirkülerde yayınladı (TKB 2002, TKB 2004). Bunun sonucunda sürdürülebilir balıkçılık yönetimi önündeki en büyük engel olan yasal düzenlemelerdeki tutarsızlıklar son buldu. Akarsu mansaplarında yıllardır sürdürülen üreme dönemi balıkçılığı için kiralama işlemi, kapalı sezon uygulamasının 15 Nisan’da başlaması ile fiilen bitmiş oldu. Şu anda göl çevresinde hiçbir mansap üreme dönemi balıkçılığı için kiraya verilmemektedir. Aslında Van Gölü inci kefalı balıkçılığı özelinde cereyan eden bu çabalar, ülkemiz içsu balıklarının yönetimi için bir model çalışma oldu. Zira göllerin sorunları küçük farklılıkların dışında çok benzer. Van Gölü’nde tek fark, Akdeniz ve Ege bölgelerindeki göllerde karşımıza çıkan yoğun kirliliğin henüz başlangıç aşamasında olmasıdır. Üçüncü aşamada diğer iki aşamadan farklı olarak sonuçlar olumlu olmuştur. İnci kefalı stoku üstündeki aşırı avcılık baskısı azalmış, av verimi artmış ve balıkçılık sektöründe kârlılık düzeyi artmıştır. Tüm bu çıktıların sürdürülebilir olması, aynı uygulamaların yerel kurumlar tarafından sahiplenilerek devam ettirilmesine bağlıdır. Diğer taraftan yerel kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak, şimdiye kadar yapılan çalışmaları miras olarak üstlenecek ve ileriye dönük olarak projeler geliştirecek yerel bir STK ihtiyacı da kaçınılmaz olarak ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaç 2003 yılı içinde kurulan Doğa Gözcüleri Derneği’nin kurulması sonucunu doğurmuştur.

Sürdürülebilir Balıkçılığa Geçişin Sonuçları

İnci kefalı balıkçılığında sürdürülebilirliğin sağlanması, göl çevresinde balıkçılık üzerinden geçinen 14.000 insanı yakından ilgilendiren bir konudur. Bu yüzden yürütülen çalışmalar her ne kadar ekolojik hassasiyetler taşısa da aslında ekonomik gerekçeler daha öncelikli durumdadır. 1993-2004 yılları arasında yukarda özetlenen üç aşamada yürütülen çalışmalar, özellikle üçüncü aşamada STK merkezli yerel balıkçılık yönetimi uygulamaları ile çok iyi sonuçlar vermiş ve ülkemiz içsu balıkçılığının yönetilmesinde model olmuştur. 11 yıl boyunca çalışmaları yürütmek için 15 farklı eğitim ve uyarı materyali hazırlanmıştır (Tablo 2). Zira topluma dönük olarak yürütülen çalışmalarda mesajın kalıcı olabilmesi, eğitim ya da uyarı dokümanlarının yeterliliğine bağlıdır.

Tablo 2. 1993-2003 yılları arasında sürdürülebilir balıkçılığa geçişi sağlamak üzere hazırlanan dokümanlar

No

Dokümanın Adı

Tipi

Hedef Kitlesi

1

Van Gölü inci kefalının stok miktarının tahmini ve balıkçılık yönetim esaslarının belirlenmesi

Kitap

Biyoloji ve su ürünleri eğitimi veren tüm fakülte ve yüksek okullar, göl çevresindeki tüm okullar

2

İnci kefalı bilgiler ve mezuat 2000

Kitapçık

Yerel yöneticiler, güvenlik birimleri, balıkçılar

3

İnsan, hayvan ve bitki. Hepsi de aynı şeye muhtaç…

Afiş

Göl çevresindeki tüm balıkçılar ve çiftçiler

4

Suyu doğru kullanalım

Afiş

Göl çevresindeki çiftçiler ve okullar

5

Fazla su her zaman faydalı mı?

Broşür

Göl çevresindeki çiftçiler

6

Patatesi nasıl sulamalıyım?

Broşür

Göl çevresindeki çiftçiler

7

Domatesi nasıl sulamalıyım?

Broşür

Göl çevresindeki çiftçiler

8

Yoncayı nasıl sulamalayım?

Broşür

Göl çevresindeki çiftçiler

9

Van balığı?

Afiş

Göl çevresindeki tüm balıkçılar, kamu kurumları, güvenlik birimleri ve okullar

 

İnci kefalı bilgiler ve mevzuat 2003

Kitapçık

Yerel yöneticiler, güvenlik birimleri, balıkçılar

10

İnci kefalının üreme öyküsü

Çizgi öykü

Göl çevresindeki balıkçılar, çiftçiler, yerel yöneticiler, güvenlik birimleri, okullar

11

İnci kefalı avcılığı (Kış balıkçıları için)

Slayt serisi

Göl çevresinde kış balıkçılığı yapan tüm balıkçılar

12

Üreme dönemi balıkçılığının zararları

Slayt serisi

Göl çevresindeki tüm balıkçılar

12

Van Gölü inci kefalı ve koruma çalışmaları

Slayt serisi

Göl çevresindeki tüm güvenlik birimleri mensupları

13

Doğru sulama

Slayt serisi

Göl çevresindeki çiftçiler

14

Van Gölü inci kefalı

Slayt serisi

Göl çevresindeki ilköğretim okulları 4-5. sınıf öğrencileri

15

Çevre ve doğa

Slayt serisi

Göl çevresindeki ilköğretim okulları 4-5. sınıf öğrencileri

Bu eğitim-uyarı materyallerinin desteğinde yürütülen üç aşamalı çalışmalarda ulaşılan sonuçlar ve elde edilen kazanımlar Tablo 3’de verilmiştir. Tablo 4 incelendiğinde görüldüğü gibi üreme dönemi balıkçılığında kullanılan manyat ağı sayısı yarı yarıya azalırken kış balıkçısı sayısı aynı oranda artmıştır. Bu bize üreme dönemi balıkçılığından vazgeçenlerin büyük bir kısmının kış balıkçılığına başladığını göstermektedir (Sarı, 2004).

Tablo 3. Sürdürülebilir inci kefalı balıkçılığına geçişte ulaşılan çıktılar

Yıllar

1996

2003

Parametreler

Üreme dönemi balıkçılığında kullanılan manyat ağı sayısı

92

45

Üreme dönemi balıkçılığı içir kiraya verilen mansap sayısı

12

0

Yürütülen çalışmalara tümü ile karşı çıkan köy sayısı (toplam 15 balıkçı köyü bulunmaktadır)

9

3

Kış balıkçısı sayısı

101

160

Kış balıkçılığında birim av verimi (kg/100 m/gün)

2,622

7,850

Balıkların ortalama çatal boyu (cm)

16,74

19,35

1 kg’a giren balık sayısı (adet)

16-18

10-12

Balıkçılığın toplam cirosu (TL)

750 Milyar

10 Trilyon

Balıkçılığın toplam cirosu (USD)

3659000

7143000

Sürdürülebilir balıkçılık yönetimine geçiş çabalarının başında balıkçılıkla uğraşan 15 köyden sadece 6’sı üreme dönemi balıkçılığın önlenmesi için yürütülen çalışmalara destek verirken bu gün 15 köyün 12’si çalışmaları desteklemektedir. Kış balıkçılığında, balıkçıların elde ettikleri birim av verimi yaklaşık, 1996 yılına göre 3 kat artarak 7,850 kg olarak gerçekleşmiştir. Aşırı avlanan stoklarda, aşırı avcılığa bağlı olarak karaya çıkarılan balıkların boylarında küçülme gözlenmektedir (Pauly, 1983). Sarı (1997b), karaya çıkarılan inci kefallarında gözlenen boyca küçülmenin aşırı avcılıktan kaynaklandığını vurgulayarak, aşırı avcılığın önlenmesi ile birlikte karaya çıkarılan balıkların boylarının artacağını vurgulamıştır. Tablo 3 incelendiğinde görüldüğü gibi inci kefallarının ortalama boyunda artış gözle görülür hale gelmiştir. Avcılığın üreme döneminde azaltılması ve bunun bir sonucu olarak arz-talep dengesinin oluşmaya başlaması ile birlikte balıktan sağlanan gelir de yaklaşık 2 kat artmıştır. Diğer taraftan kaçak avcılık oranı %90'lardan %40'a gerilemiş, buna paralel olarak yasal sınırlar içinde yapılan profesyonel balıkçılığın oranı %10'dan %60'a yükselmiştir . 

 1996-2006 yılları arasında kaçak avcılık oranının    değişimi

Sonuç ve  sürdürülebilir balıkçılık için öneriler

İnci kefalı balıkçılığının, sürdürülebilirlik prensiplerine göre avlanmaya başladığını, ancak tam olarak “sürdürülebilir balıkçılık yönetimi” nin henüz gerçekleştirilemediğini belirtmek gerekir. Ülkemiz içsularında son 50 yıl içersinde onlarca türün kaybolduğunu düşünürsek, Van Gölü gibi hassas bir ekosistemde tek tür olarak yaşayan inci kefalının korunmasında bu gün gelinen nokta hiç de küçümsenecek boyutta değildir. Ancak tüm sorunların çözüme kavuşturulduğu yaygın deyimle “herşeyin güllük-gülistanlık” olduğunu söylemek de mümkün değildir.

Halen 15 köyden üçü üreme dönemi balıkçılığında ısrar etmektedir. Bu üç köye yönelik olarak başlatılan yeni bir proje UNDP-GEF/SGP tarafından desteklenmiştir. Bu proje ile bir taraftan üreme dönemi balıkçılığını terk eden ve etmeyen köylerdeki sosyal, kültürel ve geleneksel yapı araştırılarak farklılığın neden kaynaklandığı belirlenmeye çalışılırken, diğer taraftan üreme dönemi balıkçılığını teşvik eden geleneksel tüketim şekli değiştirilmeye  çalışılmaktadır.Üreme dönemi balıkçılığını terk eden köyler başta olmak üzere, tüm balıkçı köyleri için alternatif geçim kaynaklarının değerlendirilmesi de bu proje kapsamında yürütülen çalışmalardandır. Daha önceki çalışmalar esnasında belirlenen alternatif geçim kaynakları olan kış balıkçılığı, balık konservesi üretim atölyeleri, tuzlu balık üretim atölyeleri ve ekoturizmin bu proje kapsamında yerel halkın sosyo-kültürel ve geleneksel yapısı ile   uyumu kontrol edilmektedir. Bunun dışında yerel halk tarafından önerilecek başka alternatif geçim kaynakları da değerlendirilecektir.

Van Gölü’nde sürdürülebilir balıkçılık yönetimine tam geçiş için öncelikle, STK merkezli yerel balıkçılık yönetimi şeklinin balıkçılık yönetimi otoriteleri tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Son yıllarda av yasaklarının tarihlerinin belirlenmesinde bölgesel toplantılar yapılması ve mümkün olan en yüksek katılımla kararların oluşturulmaya çalışılması önemli bir ilerleme olmakla birlikte, yasaların uygulanmasında aynı hassasiyet gözlenmemektedir. Van Gölü’nde denetimlerde halen güvenlik güçleri birinci plandadır. Oysa yasal olarak güvenlik güçleri, denetimleri yapmak zorunda olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yerel teşkilatlarına yardımcı olarak görevlendirilmiştir. Bu yüzden güvenlik güçlerinin sorumlularının yorumlamasına bağlı olarak zaman zaman denetimler aksamaktadır. Eğer balıkçılık yönetiminden yerel olarak sorumlu kurumların ihtiyaç duydukları personel-araç ve gereç kendilerine sağlanır ve denetim görevlerini tam olarak yapmaları sağlanırsa, sürdürülebilirliğe doğru kurumsallaşma başlamış olacaktır. Bunun sağlanabilmesi, Van Gölü gibi büyük içsular için tüm balıkçılık yönetim kararlarını yerel olarak alacak tek bir “yerel yönetim birimi” oluşturulması durumunda mümkün olacaktır.

Sürdürülebilir balıkçılık için habitatın korunması temel unsurlardan birisidir. Habitatın korunmasını da içeren sürdürülebilir inci kefalı balıkçılık yönetimi için alınması gereken önlemler şu şekilde sıralanabilir:

-       Van Gölü gibi özel ekosistemlerde balıkçılığın tek elden yönetimini sağlayacak yerel bir yönetim birimi oluşturulmalıdır.

-       Üreme dönemi balıkçılığından vazgeçecek olan balıkçıların yeni gelir kaynağına kavuşması için alternatif iş imkanları oluşturulmalıdır.

-       Kaçak avcılığın önlenebilmesi için Su Ürünleri Kanunu’nda, balığın av ve nakil vasıtalarının Orman Kanunu’nda olduğu gibi müsadere edilmesini sağlayacak değişiklik yapılması gerekmektedir.

-       İnci kefalının yaşam habitatı olan Van Gölü’nü kirlilikten koruyacak önlemler alınmalıdır.

-       Üreme alanlarını tahrip eden, akarsu yataklarından kum alımı önlenmelidir.

-       Akarsular üzerine yapılacak her türlü su yapılarında inci kefalının göçünü kolaylaştıracak oluşumların inşası zorunlu hale getirilmelidir.

-       Balıkçılığın etkin yönetim ve kontrolü için uygun yerlere balıkçı barınakları yapılmalıdır.

-       Balığın değerlendirilerek pazarlanması için işleme ve soğuk hava tesisleri kurulmalıdır.

-       Üreme döneminde dere yataklarında balığın üremesi için gerekli suyun kalabilmesi için ekolojik su paylaşımı uygulanmalıdır.

-       Uzun vadede göl havzasında yapılacak tüm planlamalarda, inci kefalının ekolojik ihtiyaçları öncelikle göz önüne alınmalıdır.

Özet
Taksonomi 
Morfoloji
Yaşam döngüsü

Üreme göçü

Büyüme

Beslenme

Populasyon yapısı

Dağılım

Avcılık

Balıkçılık yönetimi 

             ve

Koruma çalışmaları

Tüketim

Ana sayfa 
İletişim 

 

 
                            © Prof. Dr. Mustafa SARI-  Doğa Gözcüleri Derneği-2006